Haberler

16-09-2021

YENİ BİR PRADİGMAYA İHTİYACIMIZ VAR!

YENİ BİR PRADİGMAYA İHTİYACIMIZ VAR!

Bugün ne yazık ki Ülkemizde eczacılık mesleği zor bir dönemeçte ilerlemektedir. 2023 yılında, sayıları 60.000 ‘i geçecek olan Ülkemiz eczacılarının, eczane sayısını sınırlayan bu yeni yasayla nerede istihdam edileceğine yönelik stratejik bir plan bulunmaması, her geçen gün sayıları gittikçe artan eczacılık fakültelerinin önüne geçilememesi sonucunda eczane ekonomilerinin zaman içerisinde bozulması ve çöküşü kaçınılmazdır.

Sürekli mesleki gelişim ve yeniden validasyon’a ihtiyacımız vardır.

Eczacıların önümüzdeki dönemde kesinlikle meslek hakkını gündeme getirerek ekonomilerine nefes aldırmak mecburiyeti ortaya çıkmıştır. Kamu otoritesinden meslek hakkı talebi ise eczacının eczanesinde hastalarına farmasötik bakım uygulamasındaki başarısıyla mümkündür. Meslek örgütümüz eczanelerde uygulanan farmasötik bakım sonucunda kamunun sağlık giderlerinin azalacağını otoriteye anlatmak zorundadır. Farmasötik bakım ve akılcı ilaç uygulamaları bilgiyle olur. Bu bilgilere ulaşılmasında eczacının meslek içi eğitimi başta tepe yönetimimiz TEB ve bölge eczacı odalarının sorumluluğundadır.

Artık 68 yıl önceki mevzuatla bu dinamik mesleğin icrası mümkün değildir!

Bilindiği üzere Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği 1953 yılından günümüze Ülkemizde Eczacılık mesleği bu yasayla icra edilmektedir. Ne yazık ki son derece dinamik bir yapıya sahip olan eczacılık mesleği 68 yıl önce 6197 kanun numarası ile yürürlüğe giren bu kanun maddeleri ile icra edilmek durumundadır.

Bugün Ülkemizde mesleğimizi icra ederken yaşadığımız sorunların 68 yıl önceki şartlara göre oluşturulan yasa maddeleri ile aşılmasını düşünmek, toplum sağlığına katkıda bulunmamızı beklemek aşırı iyimserlik olacaktır.

Diğer taraftan; kuruluş amacı ve görevleri arasında ‘’eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak’’ olan meslek örgütümüz 68 yıl önce hayata geçirilen bu yasanın artık eczacının ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda olduğunu görmelidir.

Bu önemli mesleğin bireyleri günün ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenmiş güncel yasalarla daha iyi yönetilmeyi hak etmektedir.

Eczacılığın evrensel boyutlar kazandığı bu dönemde özellikle gelişmiş ülkelerde eczacılık regülasyonlarının hızla değiştiğine şahit olmaktayız.

Kişiye özel tedavilerin önem kazandığı, hastalara uygulanan genetik testlere uygun ilaç sunumunun öne çıktığı, eczane laboratuvarlarında üç boyutlu yazıcılarla teknolojik majistral üretiminin gerçekleştiği bir dönemde bu ülkenin eczacıları olan bizler eczane laboratuvarlarında hekimlerin hastalarına reçete ettikleri majistral formüllerin yapılışında inanılmaz güçlüklerle karşı karşıya bulunmaktayız.

Majistral ürünlerin geri ödemelerinde SGK’nın belirlemiş olduğu düşük fiyatlandırma politikaları, majistral reçetelerin kurum eczacıları tarafından yapılan kontrollerinde standart kuralların olmayıp onun yerine kontrolör eczacıların inisiyatifine bırakılmış olması, SGK’nunmedula provizyon sistemindeki yetersizlikler, bu sanatın gelişmesindeki engeller olarak sayılabilir. Tüm bu sorunlar yetmezmiş gibi eczane laboratuvarlarında önemli bir çözücü ve aynı zamanda laboratuvar ortamının ve ekipmanların hijyeninde hayati öneme haiz olan etil alkole getirilen kısıtlamalar eczane laboratuvarlarında majistral üretimini çıkmaza sokmakta, adeta bizleri sanatımızı icradan men eden uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ekonomik açıdan Kamu yararının gözetilmesi ve hastanın tedavi kalitesini yükselten, günümüzde eczacının önemsiz kılındığı eczacılık modellerinin sıkça ortaya atılmasının önüne geçilmesini sağlayacak, eczacının sanatı olan “Majistral üretim” ile ilgili sorunların çözümü bir an önce gerçekleştirilmelidir.

Medula provizyon sistemi eczacıya tuzak olmaktan çıkartılmalı, reçete sisteme kayıt yapıldıktan sonra yapılan kesintiler ortadan kaldırılmalıdır.

Stratejik bir madde olan ilaçta milli politikalara ihtiyaç vardır. Aksi takdirde yalnız eczacılar değil, Ülkemizde uluslararası ilaç tekellerinin dayatmalarına boyun bükmek zorundadır.

Halkın, devletin ve eczacının çıkarlarını bağdaştıracak güncel bir meslek politikasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

Üniversitelerin, Devletin, Endüstrinin, ticaretin ilaçla ilgilendiği her yerde eczacı hakim güç olmalıdır.

Bir taraftan eczacıların sayısı hızla artarken, eczacılığın ekonomik imkânları ve çalışma alanları daralmaktadır.

Sağlıklı bir toplum oluşturmak ve sağlıklı durumun sürdürülebilmesi açısından, kamu, hastane ve serbest eczane eczacılığının geleneksel istihdam alanlarının dışında eczacılar için yeni ortaya çıkan yeni roller vardır. Bu rolleri geliştirmeli genişletmeliyiz.

Eczacılar, üretimden hastaya verilinceye kadar ilacın her safhasında etkin olarak bulunmadığı müddetçe mevcut imtiyazlarını dahi giderek kaybetme tehlikesiyle karşıkarşıyadırlar. Bu nedenle eczacılar ilaç imal-ithal ve dağıtım için ekonomik bir güç oluşturmalıdır.

Eczacılar enflasyondan, fiyat artışlarından, zamlardan ciddi olarak etkilenmiştir.

Eczacılara meslek hakkı ve nöbet zammı verilmelidir.

Kamuda çalışan eczacılar her bakımdan doktorlarla eşit düzeyde uygulamaya tabi olmalıdır.

Eczacıların ortaklaşa eczane açabilmeleri konusu artık tartışılmalıdır.

Eczane yapısı ve organizasyonu tekrar baştan düzenlenmelidir.

Eczacıların mesleki ve ekonomik sorunlarının aşıldığı, hastaya hizmet odaklı bir eczacılığın mümkün olduğu güncel yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesinin zamanı gelmiştir.

Eczacıların ve çalışanlarının topluma sağladığı hizmetlerin değeri, özellikle koronavirüs/COVID-19 salgını sırasında vermiş olduğumuz önemli katkılar ve bu süreçte verdiğimiz acı kayıplarla her zamankinden daha önemli ve daha anlaşılır hale gelmiştir.

Ülkemizde süreci doğru yönetirsek gelecek birkaç yılın mesleğimiz açısından şimdiye kadar en heyecan verici fırsatlarla dolu olacağını söylemek istiyorum. İlerleyen süreçte doğru kararlar alınır ve uygulanırsa mesleğimizin geleceği açısından büyük bir değişim ve fırsatları hep birlikte görebileceğiz.

 

Aldıkları eğitim gereği sanat, bilim ve teknolojiyi birleştirerek sanatlarını icra eden yani ilaç üreten biz eczacılar; doğal, fiziksel ve tıbbi alanda iyi eğitimli eşsiz profesyoneller olarak meslek grupları içerisinde en saygın kişiler arasında yer alan önemlibir meslek gurubunun değerli bireyleriyiz.

Artık bu kalabalık aileyi iyi yönetmek gerekiyor…

                                                                                                        Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan